Fatih'te kaç mahalle var ?

Bercis

Global Mod
Global Mod
Bunlar bireysel suçlama arayışından daha fazla çözüm üretebilecek sorular.

Sınıf Meselesini Konuşmadan Fatih’i Anlamak Mümkün mü?

Bence mümkün değil.

Fatih’in merkezi konumu ekonomik hayat açısından büyük avantajlar sağlayabilir. Ancak merkezi bir ilçede yaşamak herkes için aynı ekonomik fırsatı yaratmaz.

Bir işletme sahibi, bir turizm çalışanı, bir üniversite öğrencisi, emekli bir mahalle sakini, gündelikçi çalışan, küçük esnaf veya kiracı için aynı sokak farklı anlamlara gelebilir.

Özellikle konut maliyetleri ve düzensiz gelir gibi unsurlar sınıfsal farklılıkları görünür hale getirir. Geliri yüksek olan bir kişi merkezi konumun avantajlarından daha kolay yararlanabilirken düşük gelirli bir kişi aynı merkeziliği kira baskısı veya yoğun çalışma temposuyla birlikte deneyimleyebilir.

Burada “Fatih pahalı mı, ucuz mu?” sorusundan daha önemli bir soru var:

Fatih’te yaşayan insanların gelirleri ile yaşam maliyetleri arasındaki ilişki nasıl değişiyor?

Bu soruya mahalle bazında bakmak, ilçedeki sosyal eşitsizlikleri anlamak açısından çok daha anlamlı olabilir.

Irk, Etnisite ve Göç Deneyimi de Mahalle Yaşamının Bir Parçası

Fatih’i yalnızca toplumsal cinsiyet ve sınıf üzerinden okumak da eksik kalır. İstanbul’un tarihsel merkezlerinden biri olması, farklı dönemlerde farklı toplulukların burada yaşamasına ve çalışmasına zemin hazırlamıştır.

Bugün de göç, vatandaşlık statüsü, etnik kimlik ve dil gibi faktörler insanların kamu hizmetlerine, eğitim olanaklarına, istihdama ve sosyal çevrelere erişimini etkileyebilir.

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, herhangi bir etnik veya göçmen grubu “sorunun kaynağı” olarak göstermemektir. Sosyal bilim açısından daha anlamlı olan, insanların içinde bulunduğu yapısal koşulları incelemektir.

Örneğin dil bariyeri yaşayan bir kişinin sağlık hizmetine erişimde zorlanması, onun “uyum sağlayamayan biri” olmasıyla açıklanmak zorunda değildir. Bilgilendirme mekanizmalarının yalnızca tek bir dil üzerinden kurulması da bu sonucu doğurabilir.

Aynı şekilde düşük gelirli bir göçmenin güvencesiz işlerde yoğunlaşması yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamaz. Eğitim, çalışma izni, sosyal ağlar, işverenlerin tutumu ve hukuki statü gibi birçok faktör aynı anda etkili olabilir.

Eşitsizlik Her Zaman Açıkça Görünmez

Sosyal eşitsizliklerin en ilginç taraflarından biri, her zaman açıkça görünmemeleridir.

Bir mahallede herkes aynı kaldırımda yürüyebilir; fakat herkesin o kaldırımdan yararlanma koşulları aynı olmayabilir.

Bir genç kadın gece eve dönmek konusunda kaygı yaşayabilir.

Bir yaşlı insan merdivenler nedeniyle ulaşımda zorlanabilir.

Düşük gelirli bir aile çocuklarının eğitim masrafları konusunda baskı hissedebilir.

Göçmen bir kişi resmi işlemlerde dil veya bilgi eksikliği yaşayabilir.

Bir erkek ise ailesinin ekonomik yükünü tek başına taşıması gerektiğine ilişkin toplumsal beklentiler nedeniyle başka tür bir baskıyla karşılaşabilir.

Dolayısıyla eşitsizlik yalnızca “birinin diğerinden daha fazla parası olması” değildir. Zaman, güvenlik, hareket özgürlüğü, sosyal bağlantılar, eğitim, bakım hizmetleri ve karar alma süreçlerine katılım da eşitsizliklerin parçalarıdır.

57 Mahalle İçin Daha Katılımcı Bir Yaklaşım Mümkün mü?

Fatih’in 57 mahalleden oluşması aslında önemli bir demokratik imkân da yaratıyor. Çünkü mahalle ölçeği, insanların gündelik sorunlarının daha yakından görülebileceği bir alan oluşturuyor.

Mahalle toplantılarında yalnızca mülk sahiplerinin değil kiracıların, kadınların, gençlerin, yaşlıların, engellilerin, esnafın ve farklı göç deneyimlerine sahip insanların da söz hakkı olması sosyal politikaların daha gerçekçi olmasını sağlayabilir.

Burada yalnızca “kadınlar ne istiyor?” veya “erkekler ne istiyor?” diye sormak yerine daha geniş bir katılım modeli kurulabilir.

Kim mahallede kendini duyuramıyor?

Kim toplantılara katılamıyor?

Kim çalışma saatleri nedeniyle yerel karar süreçlerinin dışında kalıyor?

Kim dil, ekonomik durum veya sosyal statü nedeniyle kendisini ifade etmekte zorlanıyor?

Bu sorular aslında temsil meselesinin merkezinde duruyor.

Fatih’in 57 Mahallesine Bakarken Kendimize Hangi Soruları Sormalıyız?

Fatih’te 57 mahalle var. Fakat sosyal açıdan bakıldığında bu 57 mahalle, binlerce farklı yaşam deneyiminin kesiştiği bir alan.

Benim bu konuda kişisel deneyimim yok; dolayısıyla aşağıdaki değerlendirmeleri kişisel gözlem gibi sunmak yerine Fatih Belediyesi ve TÜİK gibi kurumsal kaynakların verileri üzerinden yapmak daha doğru. Özellikle cinsiyet eşitsizliği konusunda TÜİK’in işgücü istatistikleri, kadınların ve erkeklerin ekonomik hayata katılımında belirgin farkların sürdüğünü ortaya koyuyor.

Veri Portalı

+1

Bence forumda tartışılması gereken asıl mesele de “Fatih’te kaç mahalle var?” sorusundan biraz daha ileride:

57 mahallenin her birinde kadınların, erkeklerin, gençlerin, yaşlıların, düşük gelirli insanların ve göçmenlerin yaşam deneyimleri ne kadar farklı?

Bir mahalleyi gerçekten “yaşanabilir” yapan şey yalnızca tarihi dokusu ve ulaşım imkânları mı, yoksa insanların kendilerini güvende ve değerli hissetmesi mi?

Kadınların kamusal alandaki deneyimlerini iyileştirmek için erkeklerin ve yerel yönetimlerin birlikte yapabileceği somut çalışmalar neler olabilir?

Sınıfsal farklılıklar mahallelerin eğitim, konut ve sosyal hizmetlere erişimini nasıl etkiliyor?

Mahalle kararlarında kimlerin sesi daha fazla duyuluyor, kimlerin sesi ise fark edilmeden kalıyor?

Ve belki en önemlisi:

Fatih’in 57 mahallesini yalnızca haritada farklı bölgeler olarak mı görüyoruz, yoksa her birini farklı insanların hayatlarının yaşandığı sosyal alanlar olarak mı değerlendiriyoruz?

Çünkü bir ilçeyi anlamak, kaç mahalleden oluştuğunu bilmekle başlıyor olabilir; fakat gerçekten anlamak, o mahallelerde kimlerin nasıl yaşadığını, hangi fırsatlara erişebildiğini ve hangi engellerle karşılaştığını sormayı gerektiriyor.
 
Üst