Hz. İsa hangi mezhepten ?

Ilayda

New member
Hz. İsa Hangi Mezhepten?

Giriş: Cevap Arayan Bir Soru – Ve Belki de Bilmediğimiz Bir Komik Gerçek

Bugün, kulağa basit ama aslında felsefi derinliklere sahip bir soruyla karşı karşıyayız: Hz. İsa hangi mezhepten? Eğer "Ben de şimdi sana 'Hangi takımdan?' diye soracak mısın?" diye düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz. Aslında bu soruya verdiğimiz yanıtlar, ne kadar derine indiğimizi ve soruyu nasıl ele aldığımızı da gösteriyor. Belki de 21. yüzyılda bir din liderinin hangi mezhebe ait olduğunu sorgulamak biraz garip olabilir, ama hepimizin bildiği gibi, garip sorular bazen en ilginç cevapları doğurur.

Şimdi, bu soruyu sadece teolojik bir bakış açısıyla ele almayalım; biraz eğlenceli, biraz mizahi ve tabii ki biraz da düşündürücü bir yolculuğa çıkalım. Hepimiz günümüzün "çözüm odaklı" ve "ilişki odaklı" bireyleriyiz. Hadi bakalım, ne var ne yok bir bakalım!

Stratejik Bir Bakış Açısı: İsa'nın Mezhebi ve Ortodoksluk Farkı

Erkeklerin genellikle "çözüm odaklı" yaklaşımını göz önünde bulundurursak, gelin meselenin daha çok tarihsel ve teolojik açıdan değerlendirelim. Hz. İsa, mezheplerin doğmasından önce yaşamış bir figürdür. O, Yahudi bir öğretiyi takip eden bir öğretmendi. Temelde, "Mezhep nedir?" sorusuyla başlayacak olursak, mezheplerin dinlerin içinde farklı inançlar, ritüeller ve uygulamalar geliştirmesiyle oluştuğunu söyleyebiliriz. Hristiyanlık, İsa'nın öğretilerine dayanırken, onun kendisi herhangi bir mezhebe ait değildi.

İsa'nın öğretileri, Yahudi geleneğine dayanıyordu, ancak zamanla onun takipçileri, özellikle de Pavlus'un etkisiyle, Hristiyanlık adı altında yeni bir dini yol geliştirdiler. İsa, "Yahudi mi?" diye sorulacaksa, kesinlikle evet. Ama "Hangi mezhepten?" sorusuna verdiğimiz cevap biraz daha karmaşık. Çünkü İsa, kendisini farklı bir öğretiyle tanıtmış olsa da, zamanında var olan mezheplere doğrudan katılmamıştır. Bu da onu aslında daha çok bir "reformcu" yapar.

Empatik Bir Bakış Açısı: İsa'nın Öğretilerinde Kadın ve İnsanlık Odaklı Yaklaşım

Kadınların çoğunlukla "ilişki odaklı" olduğu düşünüldüğünde, belki de İsa'nın öğretilerine insanlık ve empati üzerinden bakmak daha anlamlı olacaktır. İsa'nın temel öğretilerinin insanları eşit görmek, sevgi ve hoşgörüyle yaklaşmak olduğunu biliyoruz. Eğer mezhepleri birer "ilişki" gibi düşünecek olursak, İsa'nın herkesi kucaklayan bir yaklaşımı vardı. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı, zengin, fakir; hepsine aynı sevgiyle yaklaşan bir öğretiyi savundu. O, "sevmek" ve "hoşgörülü olmak" gibi duygusal ve insanî değerlere büyük bir önem verdi.

Bugün Hristiyanlıkta farklı mezhepler bulunsa da, temel öğreti her zaman "sevgiyi paylaşmak" üzerine kuruludur. İsa'nın öğretilerinde, bireysel inançlardan çok, birbirimize olan sevgimiz ve saygımız ön plandadır. O zaman, belki de İsa, mezheplerin ötesinde bir insanlık yolunu işaret ediyordu. O zaman, hangi mezhepten olduğu sorusu yerine, belki de asıl sorulması gereken şey şu olmalı: "İsa'nın öğretileri bizlere nasıl bir insanlık öğretiyor?"

Tarihin Derinliklerinden: Mezhep mi, Din mi?

Tarihe kısa bir yolculuk yapacak olursak, Hristiyanlıkta ilk mezheplerin ortaya çıkışı İsa'nın ölümünden sonra başlamıştır. İsa, ölmeden önce öğrencilerine yaptığı bir konuşmada, onların tek bir inançla birleşmelerini istemişti. Ancak bu "birleşme", zamanla farklı yorumlar ve mezhepler yaratmış oldu. İsa'nın hayatı ve öğretilerini takip eden ilk topluluklar, aynı temel değerleri paylaşsalar da, zamanla dini, kültürel ve coğrafi faktörlere bağlı olarak farklı mezhepler haline geldiler.

İsa’nın öğretileri, başlangıçta bir tür halk hareketi gibi başlamıştı. Zamanla, Hristiyanlık daha kurumsallaşmış ve farklı mezhepler oluşmuştur. Katoliklik, Ortodoksluk, Protestanlık gibi mezhepler, zamanla İsa’nın öğretilerinin farklı yorumlarına dayanarak şekillenmiştir. Ancak İsa’nın kendisi, hiçbir zaman belirli bir mezhebe ait olmamıştır.

Sonuç: Mezheplerin Ötesinde Bir İnsanlık Arayışı

Öyleyse, İsa'nın hangi mezhepten olduğu sorusu, aslında biraz yanıltıcı olabilir. O, bir mezhebin ötesinde, insana dair temel değerlere, sevgiyi, hoşgörüyü ve insanlık onurunu yüceltmiş bir figürdür. Mezheplerin ötesinde, İsa'nın öğretileri, insanın içindeki iyiliği keşfetmeye yöneliktir. Mezhepler birbirimizi ayıran sınıflandırmalar olabilir, fakat İsa'nın öğretileri, birleştiren bir güç olarak karşımıza çıkar.

Bazen, mezhepleri ve dini kuralları sorgularken, unutmayalım ki önemli olan, bizlere insan olmanın ne demek olduğunu hatırlatan öğretilerdir. O zaman belki de soruyu şu şekilde değiştirmeliyiz: "Hz. İsa'nın hangi mezhepten olduğu yerine, biz onun öğretilerini nasıl hayatımıza katabiliriz?"