Boş bir terane ne demek ?

Sena

New member
Boş Bir Terane: Bir Hikâye Üzerinden Anlamın Peşinde

Herkese merhaba! Bugün sizlere, belki de pek çoğumuzun günlük hayatında karşılaştığı ama anlamını derinlemesine sorgulamadığı bir deyimi, "boş bir terane"yi anlatan bir hikaye sunacağım. Bu deyimi daha önce duymuş olabilirsiniz, ancak şimdi biraz daha derin bir anlam katmak istiyorum. "Boş bir terane" deyimi, aslında anlamı boş, içi doldurulmamış bir konuşmayı veya bir söylemi tanımlar. Peki, bu deyimin ardındaki anlamı gerçekten içselleştirebildik mi? Bunu bir hikâye üzerinden keşfetmek, belki de hepimizin üzerinde düşündüğü bir kavramı daha net görmemizi sağlar.

Hikâyemizde Erkan ve Zeynep, farklı bakış açıları ve yaşam felsefeleriyle, aynı olay karşısında nasıl farklı algılar geliştirecekler, hep birlikte görelim.

Erkan ve Zeynep: Bir Anlatının Başlangıcı

Erkan, bir sabah iş yerinden erkenden çıkmış, evine doğru yürüyordu. Hafta sonu gelmişti ve kafasında bitmek bilmeyen projeler, çözülmesi gereken iş problemleri vardı. Çözüm odaklı bir insan olarak, her zaman en kısa yoldan sonuca ulaşmayı severdi. Çalışmalarını, dağınık düşüncelerini net bir şekilde sıralayarak ve bir an önce sorunları çözerek ilerlerdi. O günlerde, yaptığı işin büyük bir kısmını strateji ve pratik çözüm temelli yaklaşımlar üzerine kuruyordu. Ama içinde, başka bir şey de vardı. Sanki bir boşluk, bir eksiklik, bir "boş terane" gibi hissettiği bir şey.

Zeynep ise, Erkan'ın aksine, hayatını daha çok ilişkiler üzerine kurmuştu. Birçok sosyal etkinlikte yer alır, insanlarla derin bağlar kurar ve yaşadığı çevredeki insanların hislerine oldukça duyarlıydı. Empati ve duygusal bağlar, onun dünyasında her şeyin temelini oluşturuyordu. İş yerinde bazen, Erkan’ın direkt ve çözüm odaklı yaklaşımını anlamakta zorlanıyordu. Ona göre, her şeyin sadece bir yöntem ve sonuç odaklı olmaması gerekiyordu. İnsanların hislerine, iç dünyalarına da hitap etmek, onların ihtiyaçlarını anlamak önemliydi. Fakat, bir konuda hep karşılaşıyordu: Konuşmalar, bazen fazla "boş" olabiliyordu. Zeynep'in, bu kadar insan odaklı bir yaklaşımının yanına, bazen "boş bir terane" gibi görünen sohbetler sıkça giriyordu.

"Boş Bir Terane" Nereden Çıktı?

Bir gün, Zeynep ve Erkan öğle arasında birlikte bir kafede buluştular. Zeynep, Erkan’a şu konuda bir öneri yapmak istiyordu: “Erkan, toplantılarını biraz daha daha yavaş yapmayı deneyebilir misin? Hızla çözüme gitmek bazen bazı önemli noktaları gözden kaçırmana yol açabiliyor.” Erkan, her zaman olduğu gibi, pratik ve hızlı bir çözümle yaklaşarak Zeynep’in önerisini hemen değerlendirdi: “Ama Zeynep, mesele zaten belirli bir hızda ilerliyor. Her şeyin hızla çözülmesi gerekiyor. Sonuçta bu işin amacı çözüm bulmak, değil mi?”

İşte burada Zeynep, içinden "boş bir terane" gibi hissedilen bir cümle kurdu: “Bazen hızla çözülen şeyler, aslında sadece geçici çözümler olur. Kalıcı sonuçlar için, bazen biraz durup insan olmak gerek.” Zeynep'in bu sözleri, Erkan’ın kafasında bir boşluk yaratmıştı. İnsan olmak, ona göre, her şeyin anlamını yavaşlatmaktı. Bu kadar stratejik ve hedefe odaklı bir dünyada, duygusal bir bağ kurmak neden önemliydi?

Zeynep, bu konuşmasında, Erkan’ın hızla geçip gittiği, toplantılarda ve işlerde belki de göz ardı ettiği duygusal zenginliği anlatıyordu. Ona göre, bazen hayat, sadece hızlıca çözümler üretilmesi gereken bir süreç değil, duyguların, anlamların ve insanların da yer aldığı bir yolculuktu. Erkan, Zeynep’in söylediklerini tam olarak anlamasa da, üzerinde düşündü. Bir konuşma, sadece söylemek istediklerimizle değil, karşımızdaki kişiye gerçekten nasıl hissettirdiğimizle anlam kazanır.

Tarihsel ve Toplumsal Bağlantılar: "Boş Bir Terane"nin Anlamı

Tarihte ve günümüzde, erkeklerin genellikle daha pratik, daha çözüm odaklı bir dil kullanması, toplumun iş yapma biçimiyle doğrudan ilişkilidir. Erkan’ın bakış açısı, aslında geçmişten bugüne iş dünyasında sıklıkla karşımıza çıkan bir modeldir: Hedefe odaklanmak, zamanın değerini bilmek ve çözüm üretmek. Ancak bu yaklaşımın bazen "boş bir terane" gibi görünen duygusal ve ilişki odaklı sohbetleri göz ardı ettiğini kabul etmek gerekir.

Zeynep’in bakış açısı ise tarihsel olarak daha toplumsal ve ilişkisel bir yapıya dayanır. Kadınların genellikle daha empatik, duyarlı ve ilişkiler kurmaya dayalı bir dil kullanması, tarihsel olarak onların toplumdaki rolüyle şekillenmiştir. Bu, Zeynep’in iletişimini yönlendiren temel faktörlerden biridir. Ancak, Zeynep’in "boş bir terane" olarak gördüğü bazı konuşmalar, aslında toplumsal bağları güçlendiren ve ilişkileri derinleştiren unsurlar olabilir.

Tartışmaya Açık Sorular: "Boş Bir Terane" Gerçekten Boş Mu?

Hikâyemizle birlikte, belki de en önemli sorulardan biri şu: "Boş bir terane" gerçekten sadece boş bir şey midir? Bu deyim, bir anlam eksikliği mi taşır yoksa biz, hızla çözüm arayarak bazı şeyleri göz ardı mı ediyoruz?

- Erkeklerin pratik ve çözüm odaklı yaklaşımı, bazen gerçekten "boş" olabiliyor mu?

- Kadınların empatik ve ilişkisel bakış açıları, toplumsal bağlar ve duygusal derinlik kurmak adına gerçekten değerli bir katkı sağlıyor mu?

- Her iki yaklaşım da boş bir terane olmaktan nasıl çıkarılabilir?

Hikayeyi bitirirken, bu soruları birlikte tartışalım. Bence, her iki bakış açısı da birbirini tamamlayan unsurlar taşıyor. Her zaman çözüm değil, bazen insan olmak gerek.

Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum!

Kaynaklar:

- “Gendered Communication in the Workplace,” 2020, Journal of Social and Political Psychology.

- “Empathy in Social Interactions,” 2021, International Review of Psychology and Human Behavior.