Ilayda
New member
[At Bizim, Avrat Bizim, Silah Bizim, Şan Bizim: Kafayı Yormalık mı, Yoksa Mizahi Bir Taşlama mı?]
[Giriş: Bir At, Bir Kadın, Bir Silah ve Bir Şan... Ne Kadar Klasik, Değil mi?]
“At bizim, avrat bizim, silah bizim, şan bizim” diye bir laf var. Çoğu zaman, özellikle eski Türk kültürüne dair söylemlerle karşılaştığımızda, bir grup insan bu cümleyi doğru kabul edip "evet, bu bizim kültürümüzün özüdür" der. Ama biraz dikkatlice bakınca, bu söz, sadece bir kahramanlık narası ya da savaşıcı bir yaklaşımdan daha fazlası olmalı, değil mi? Bazen komik, bazen düşündürücü, bazen de aşırıya kaçan bir patriyarkal duruşun ürünü gibi hissediliyor.
Peki ama ne demek “at bizim, avrat bizim, silah bizim, şan bizim”? Toplumdaki her birey bu ifadeyi aynı şekilde mi algılar? Yoksa bu söz, farklı bakış açılarıyla mı çözümlenir? Hadi gelin, biraz mizahi bir bakış açısıyla bu eski ifadeyi çözmeye çalışalım.
[At: Güç ve Hız, Ama Hala Bir Hayvan mı?]
İlk olarak atla başlayalım. At, tarihte gerçekten de önemli bir yer tutmuş bir varlık. Özellikle savaş zamanlarında at, kahramanlık simgesi, bir savaşçının en büyük dostu ve hızla uzaklaşmanın garantisiydi. Ancak, “at bizim” diyen zihniyet, 21. yüzyılda hala bir atla savaşa gitmeyi mi öneriyor? Yoksa at, sadece "güç ve hız" gibi metaforik bir anlam taşıyor?
Hadi biraz daha mizahi bir gözle bakalım: Eğer “at bizim” derken, sadece bir arabanın önüne at takmak istiyorsanız, o zaman bu atasözü modern dünyada bile geçerli olabilir. Ama bir atı evde besleyip, sabah işe giderken kullanmak, çok daha büyük bir plan gerektiriyor. Belki de bu laf, atın gücüne ve hızına atıfta bulunurken, bizlere hayatı daha hızlı ve güçlü yaşama ideali veriyor olabilir. Ama bir yandan da ne zaman atı gerçekten kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız!
[Avrat: Değerli Bir İlişki ya da Toplumun Üzerine Yüklediği Bir Sorumluluk mu?]
Şimdi de "avrat" meselesine gelelim. Evet, dilimizdeki bu kelime çok zaman öncelikli olarak eskiye dayanıyor ve çağdaş düşüncelerle pek uyuşmuyor. Ama bu atasözünü günümüze uyarlayalım: Kadınlar, geçmişte “avrat” olarak görülmüş olsa da, bugün kadınların toplumsal statüsünün “bizim” olduğu bir ifade olarak mı kabul edilmeli? Bunu “avrat bizim” diyerek, onları mülkiyet gibi görmek mi istemeliyiz?
Toplumda, cinsiyet temelli rollerin zamanla değiştiği bir dönemde yaşıyoruz. Erkeklerin bu tür atasözlerinde kadınları sahiplenme tavrı, artık modern bireylerin gözünde "geride kalmış" ve "kısıtlayıcı" bir bakış açısı olarak görülüyor. Her kadın, kendi hayatını istediği gibi şekillendirebilme hakkına sahip. Erkekler, ilişkilerde daha çok çözüm odaklı yaklaşırken, kadınlar çoğu zaman duygusal bağları ve toplumsal etkileşimleri vurgular. Burada bir denge kurulabilir mi? Elbette, “avrat bizim” gibi bir bakış açısı, çok daha sağlıklı ilişkilerin temeli olamaz. İnsan odaklı bir yaklaşım daha doğru olabilir.
[Silah: Güç ve Kontrol... Yoksa Savaşın Temsilcisi mi?]
Peki, ya silah? Silahı nereye koyacağız? Silah, tabii ki geçmişte savaşların simgesi, güç ve kontrolün aracıydı. Ancak “silah bizim” lafı, sadece erkeklerin egemenliğini mi simgeliyor? Bugün, bu ifadenin hala bir anlamı var mı? Hadi biraz daha esprili düşünelim: Günümüzün silahı ne olabilir? Bir akıllı telefon mu? Bir sosyal medya hesabı mı? Silahları artık dijital arenada kullanıyor olabiliriz! Toplumun şekillendiği bu yeni çağda, bireylerin savaş alanları değişiyor. Ama yine de, şiddetin ve gücün temsilcisi olarak “silah bizim” diyen bir bakış açısının yerini, daha barışçıl çözümlerin alması gerektiği aşikar.
[Şan: Geçmişten Bugüne Onurun ve İtibarın Dönüşümü]
Ve tabii ki, “şan”... Bu da geçmişte, kahramanlık ve onurun simgesiydi. “Şan bizim” derken, kahramanların, halkın gözündeki yerlerini mi kastediyoruz? Artık şan, birinin peşinden gittiği başarıların ve saygınlığın bir sembolü mü? Bugün “şan” dediğimizde, bu kelime nasıl algılanıyor? Günümüz gençliği için şan, belki bir sosyal medya takipçisi, belki bir viral videodan alınan popülarite olabilir.
Kadınlar ve erkekler için şan, farklı şekillerde algılanabilir. Erkekler genellikle stratejik bir bakış açısıyla, şan ve itibarlarını daha belirgin bir biçimde inşa etmeye çalışırken, kadınlar ilişkiler ve toplumsal bağlam üzerinden bu şanı kazanmaya çalışırlar. Peki ama şan, gerçekten bu kadar önemli mi? Hangi şan daha değerli? Kişisel şan mı yoksa toplumsal şan mı?
[Sonuç: “At Bizim, Avrat Bizim, Silah Bizim, Şan Bizim” Ne Anlama Geliyor?]
Sonuç olarak, “at bizim, avrat bizim, silah bizim, şan bizim” sözü, bir yandan eski bir dönemin geleneksel bakış açısını yansıtırken, diğer yandan modern çağda hala bazen mizahi bir şekilde kullanılabilecek bir deyim halini almıştır. Ancak bugünün dünyasında, bu sözün anlamını tekrar sorgulamak gerekiyor. Toplumlar geliştikçe, insanlar birbirini sahiplenmektense, daha özgür, eşit ve empatik ilişkiler kurmaya başlamışlardır. Belki de bu atasözü, bir hatırlatma değil, daha derin bir değişimin başlangıcıdır.
Hadi, biraz daha eğlenceli düşünelim: Eğer bu atasözünü günümüze uyarlasak, “Smartphone bizim, Wi-Fi bizim, TikTok bizim, TikTok şan bizim” gibi bir şey olur muydu? Belki de değişen zamanla birlikte, yeni deyişler de ortaya çıkar. Ne dersiniz?
[Giriş: Bir At, Bir Kadın, Bir Silah ve Bir Şan... Ne Kadar Klasik, Değil mi?]
“At bizim, avrat bizim, silah bizim, şan bizim” diye bir laf var. Çoğu zaman, özellikle eski Türk kültürüne dair söylemlerle karşılaştığımızda, bir grup insan bu cümleyi doğru kabul edip "evet, bu bizim kültürümüzün özüdür" der. Ama biraz dikkatlice bakınca, bu söz, sadece bir kahramanlık narası ya da savaşıcı bir yaklaşımdan daha fazlası olmalı, değil mi? Bazen komik, bazen düşündürücü, bazen de aşırıya kaçan bir patriyarkal duruşun ürünü gibi hissediliyor.
Peki ama ne demek “at bizim, avrat bizim, silah bizim, şan bizim”? Toplumdaki her birey bu ifadeyi aynı şekilde mi algılar? Yoksa bu söz, farklı bakış açılarıyla mı çözümlenir? Hadi gelin, biraz mizahi bir bakış açısıyla bu eski ifadeyi çözmeye çalışalım.
[At: Güç ve Hız, Ama Hala Bir Hayvan mı?]
İlk olarak atla başlayalım. At, tarihte gerçekten de önemli bir yer tutmuş bir varlık. Özellikle savaş zamanlarında at, kahramanlık simgesi, bir savaşçının en büyük dostu ve hızla uzaklaşmanın garantisiydi. Ancak, “at bizim” diyen zihniyet, 21. yüzyılda hala bir atla savaşa gitmeyi mi öneriyor? Yoksa at, sadece "güç ve hız" gibi metaforik bir anlam taşıyor?
Hadi biraz daha mizahi bir gözle bakalım: Eğer “at bizim” derken, sadece bir arabanın önüne at takmak istiyorsanız, o zaman bu atasözü modern dünyada bile geçerli olabilir. Ama bir atı evde besleyip, sabah işe giderken kullanmak, çok daha büyük bir plan gerektiriyor. Belki de bu laf, atın gücüne ve hızına atıfta bulunurken, bizlere hayatı daha hızlı ve güçlü yaşama ideali veriyor olabilir. Ama bir yandan da ne zaman atı gerçekten kullanmamız gerektiğini unutmamalıyız!
[Avrat: Değerli Bir İlişki ya da Toplumun Üzerine Yüklediği Bir Sorumluluk mu?]
Şimdi de "avrat" meselesine gelelim. Evet, dilimizdeki bu kelime çok zaman öncelikli olarak eskiye dayanıyor ve çağdaş düşüncelerle pek uyuşmuyor. Ama bu atasözünü günümüze uyarlayalım: Kadınlar, geçmişte “avrat” olarak görülmüş olsa da, bugün kadınların toplumsal statüsünün “bizim” olduğu bir ifade olarak mı kabul edilmeli? Bunu “avrat bizim” diyerek, onları mülkiyet gibi görmek mi istemeliyiz?
Toplumda, cinsiyet temelli rollerin zamanla değiştiği bir dönemde yaşıyoruz. Erkeklerin bu tür atasözlerinde kadınları sahiplenme tavrı, artık modern bireylerin gözünde "geride kalmış" ve "kısıtlayıcı" bir bakış açısı olarak görülüyor. Her kadın, kendi hayatını istediği gibi şekillendirebilme hakkına sahip. Erkekler, ilişkilerde daha çok çözüm odaklı yaklaşırken, kadınlar çoğu zaman duygusal bağları ve toplumsal etkileşimleri vurgular. Burada bir denge kurulabilir mi? Elbette, “avrat bizim” gibi bir bakış açısı, çok daha sağlıklı ilişkilerin temeli olamaz. İnsan odaklı bir yaklaşım daha doğru olabilir.
[Silah: Güç ve Kontrol... Yoksa Savaşın Temsilcisi mi?]
Peki, ya silah? Silahı nereye koyacağız? Silah, tabii ki geçmişte savaşların simgesi, güç ve kontrolün aracıydı. Ancak “silah bizim” lafı, sadece erkeklerin egemenliğini mi simgeliyor? Bugün, bu ifadenin hala bir anlamı var mı? Hadi biraz daha esprili düşünelim: Günümüzün silahı ne olabilir? Bir akıllı telefon mu? Bir sosyal medya hesabı mı? Silahları artık dijital arenada kullanıyor olabiliriz! Toplumun şekillendiği bu yeni çağda, bireylerin savaş alanları değişiyor. Ama yine de, şiddetin ve gücün temsilcisi olarak “silah bizim” diyen bir bakış açısının yerini, daha barışçıl çözümlerin alması gerektiği aşikar.
[Şan: Geçmişten Bugüne Onurun ve İtibarın Dönüşümü]
Ve tabii ki, “şan”... Bu da geçmişte, kahramanlık ve onurun simgesiydi. “Şan bizim” derken, kahramanların, halkın gözündeki yerlerini mi kastediyoruz? Artık şan, birinin peşinden gittiği başarıların ve saygınlığın bir sembolü mü? Bugün “şan” dediğimizde, bu kelime nasıl algılanıyor? Günümüz gençliği için şan, belki bir sosyal medya takipçisi, belki bir viral videodan alınan popülarite olabilir.
Kadınlar ve erkekler için şan, farklı şekillerde algılanabilir. Erkekler genellikle stratejik bir bakış açısıyla, şan ve itibarlarını daha belirgin bir biçimde inşa etmeye çalışırken, kadınlar ilişkiler ve toplumsal bağlam üzerinden bu şanı kazanmaya çalışırlar. Peki ama şan, gerçekten bu kadar önemli mi? Hangi şan daha değerli? Kişisel şan mı yoksa toplumsal şan mı?
[Sonuç: “At Bizim, Avrat Bizim, Silah Bizim, Şan Bizim” Ne Anlama Geliyor?]
Sonuç olarak, “at bizim, avrat bizim, silah bizim, şan bizim” sözü, bir yandan eski bir dönemin geleneksel bakış açısını yansıtırken, diğer yandan modern çağda hala bazen mizahi bir şekilde kullanılabilecek bir deyim halini almıştır. Ancak bugünün dünyasında, bu sözün anlamını tekrar sorgulamak gerekiyor. Toplumlar geliştikçe, insanlar birbirini sahiplenmektense, daha özgür, eşit ve empatik ilişkiler kurmaya başlamışlardır. Belki de bu atasözü, bir hatırlatma değil, daha derin bir değişimin başlangıcıdır.
Hadi, biraz daha eğlenceli düşünelim: Eğer bu atasözünü günümüze uyarlasak, “Smartphone bizim, Wi-Fi bizim, TikTok bizim, TikTok şan bizim” gibi bir şey olur muydu? Belki de değişen zamanla birlikte, yeni deyişler de ortaya çıkar. Ne dersiniz?